nurr Onur Üyemiz

 Üye Puanı: 0
Durumu: Kayıt: Nov 02, 2007 Mesajlar: 23
|
Tarih: Cmt Ksm 10, 2007 12:32 pm Mesaj konusu: ben de unutmayacağım... |
|
|
 |
|
 |
 |
(Alıntıdır.)Yirmi yıl önce geçimimi taksicilik yaparak kazanıyordum. Bir
keresinde,saat sabaha karşı 02.30'da bir yolcu aldım; adrese vardığımda, giriş katındaki bir pencerede görülen tek ışığın dışında bütün bina
kapkaranlıktı.
Bu şartlar altında, çoğu taksi şoförü bir iki sefer korna çalar, bir
dakika bekler, sonra çeker giderdi.
Fakat ben, taşıma aracı olarak yalnızca taksiye bağlı pek çok fakir
insanla karşılaşmıştım. Eğer etrafta tehlike kokusu yoksa, her zaman
kapıya giderdim. Bu yolcu belki de benim yardımıma ihtiyaç duyacak
biridir, diye düşünürdüm kendi kendime.
Onun için kapıya gittim ve çaldım, 'Bir dakika', diye yanıt verdi
zayıf, yaşlıca bir ses. Yerde birşeyin sürükleyerek çekildiğini
duyabiliyordum.
Uzun bir aradan sonra, kapı açıldı. Önümde 80'li yaşlarında, ufak
tefek bir hanım duruyordu. Sanki 1940'ların filmlerinden
çıkmışçasına,emprime bir elbise giymişti ve başına da ön tarafına tül
tutturulmuş yuvarlak bir şapka takmıştı.
Yanında küçük, plastikten bir valiz vardı. Daire sanki içinde
yıllardır hiç yaşanmamış gibi bir görünüme sahipti. Bütün eşyalar
çarşaflarla örtülüydü.
Duvarlarda saat, süs eşyası ya da tezgahın üzerinde kap-kaçak yoktu.
Köşede, içi fotoğraf ve cam bardaklarla doldurulmuş bir karton kutu
duruyordu.
'Çantamı arabaya kadar taşır mıydınız?' dedi. Valizi arabaya
götürdüm, sonra kadına yardım etmek üzere döndüm. Koluma girdi ve
yavaşça arabaya yürüdük. Nezaketimden ötürü teşekkür edip duruyordu.
'Bir şey değil', dedim ona.'Ben yalnızca anneme nasıl davranılmasını istiyorsam yolcularıma o
şekilde davranmaya gayret ediyorum.'
'Ah, ne kadar iyi bir çocuksun sen,' dedi. Arabaya bindiğimizde, bana
adresi verdi,
sonra, 'Şehrin içinden gitmemiz mümkün mü?' diye sordu. 'Orası
kestirme değil,'diye cevap verdim hemen.'Benim için fark etmez,' dedi. 'Acelem yok.Güçsüzler yurduna gidiyorum.'
Dikiz aynasından baktım. Gözleri parlıyordu. 'Ailemden kimse
kalmadı,'
diye sözünü sürdürdü. 'Doktor çok fazla zamanım kalmadığını
söylüyor.'
Yavaşça uzanıp taksimetreyi kapattım.'Hangi yoldan gitmemi arzu
edersiniz?' diye sordum.
Ondan sonraki iki saat boyunca şehirde dolaştık. Bana bir zamanlar,
asansör işletmeni olarak çalıştığı binayı gösterdi. Yeni
evlendiklerinde kocasıyla birlikte oturdukları mahallede gezindik.
Arabayı, genç kızlığında dansa gittiği bir zamanlar balo salonu olan mobilya ambarının önünde durdurmamı istedi.
Arada bir belirli bir binanın veya bir köşenin önünden geçerken
yavaşlamamı rica edip, gözlerini karanlığa içine dikerek, hiç bir
şey söylemeden öylece oturup baktı.
Güneşin ilk ışıkları ufukta belirmeye başlamıştı ki, birden
'Yoruldum. Gidelim artık,' dedi.
Sessizlik içinde bana vermiş olduğu adrese gittik. Sütunlu girişi
olan alçak bir binaydı, hastaların iyileşmek için gittiği sağlık evleri benziyordu.
Araba durur durmaz, iki hademe çıkarak yanımıza geldi. Merak ve
dikkatle kadının her hareketini izliyorlardı. Onu bekliyor
olmalıydılar. Bagajı açarak küçük valizini kapıya götürdüm. Kadın tekerlikli iskemleye
oturtulmuştu bile.
'Borcum ne kadar?' diye sordu, çantasına uzanarak. 'Borcunuz yok,'
dedim.
'Geçiminizi sağlamanız gerek,' diye cevap verdi.
'Başka yolcular var,' dedim. Neredeyse hiç düşünmeden eğildim ve onu kucakladım. Bana sımsıkı sarıldı.
'Yaşlı bir kadına küçük bir mutluluk yaşattınız,' dedi. 'Teşekkür
ederim.'
Elini sıktım, sonra loş sabah ışıklarının içine yürüdüm. Arkamda bir
kapı kapandı.
Bir hayatın kapanış sesiydi bu.
O vardiyamda artık hiç müşteri almadım. Amaçsızca, düşüncelerimde
kaybolmuş dolaştım. Günün geri kalan kısmında hemen hiç konuşamadım.
Ya o kadıncağız öfkeli bir şoföre ya da vardiyasını bitirmek için
acele eden bir şoföre rast gelseydi? Ya ben yolculuğu reddetseydim veya bir kere korna çalıp sonra da çekip gitseydim?
Şöyle bir yeniden gözden geçirdiğimde, aklıma hayatımda bundan daha önemli yaptığım bir şey gelmedi.
Hayatımızın önemli anların etrafında geliştiğini düşünmeye
şartlanmışızdır.
Fakat önemli anlar bizi genellikle habersiz yakalar.. Başkalarının önemsiz sayabileceği bir biçimde güzelce paketlenmiş olarak.
İNSANLAR NE YAPTIĞINIZI VEYA NE SÖYLEDİĞİNİZİ TAM OLARAK
HATIRLAMAYABİLİRLER, FAKAT .
KENDİLERİNİ NASIL HİSSETTİRDİĞİNİZİ DAİMA HATIRLARLAR |
|
 |
|
 |
_________________ ..
|
|